Bir yıkım daha...

Kendi kendime soruyorum, hemen hemen hergün. 

Bu Fenerbahçe diyorum, daha ne kadar dibe vurabilir? Burdan da dibi yoktur heralde diyorum.

Fakat gün geçmiyor ki yeni bir yıkım haberi daha almayayım.

Dün de ''dillere destan'' Fenerbahçe Beko basketbol takımı kendi evinde 10 yıl sonra ezeli rakibi Galatasaray Doğa Sigorta'ya 75-80 mağlup oldu. 

Bu denli kötü gidişatın elbet bir sebebi, sorumlusu olmalı ve o sorumlu her kimse çıkıp açıklama yapmalı.

Bakmayın böyle üstü kapalı konuştuğuma. Herkesin malumu sorumlunun kim olduğu.

Bakın KOÇ gibi duruyor orda ! 

Kimsenin bu büyük taraftarı bu denli üzmeye, kırmaya hakkı yok. Ne yapıp edip başkan Ali KOÇ sıkıntılar her neyse teşhisi koymalı ve tedaviye başlamalı.

Görünen o ki radikal kararlar kapıda. Bu sancılı süreçte kimse benim yerim garanti diye düşünmesin! Yöneticisinden teknik direktörüne, oyuncusundan malzemecisine herkes tedirgin olsun. Dediğimiz gibi radikal kararlar kapıda...  

                                       ***                     ***

Ali KOÇ neyi yanlış yaptı? 

Göreve geldiği ilk günden itibaren ele alacak olursak, büyük coşku, büyük sinerji ve motivasyonla başladı göreve KOÇ.

Aynı günlerde kritik bir karar vermesi gerekiyordu. Mevcut hoca Aykut KOCAMAN ile devam mı etmeli yoksa başka bir senaryo mu çizmeli? 

Taraftar kızgın, Aykut hocayı istemiyorlardı. İşte Ali KOÇ ilk kritik hatasını orda yaptı. Taraftarı olması gerektiğinden daha fazla kulübün iç meselelerine dahil ederek yine onların isteğiyle Aykut KOCAMAN'la yolları ayırdı. 

Başka bir dönem başlıyordu Samandıra da... Sportif direktör Damien Comolli, hoca ise Philip Cocu olmuştu.

Fiyasko geçen neredeyse koca bir sezonda aynı hatayı tekrar yaparak taraftarların sevdasından yanıp tutuştuğu Ersun YANAL'ı yine taraftarların yoğun baskısıyla ''hiç istemediği halde'' takımın başına getirdi.

İsimler üzerinden polemik yaratmayacağım. Önemli olan isimler değil, Ali KOÇ'un anlaması gereken bazı gerçeklerdi.

Neydi o gerçekler? 

 Hemen açıklayalım; Türkiye'de işler avrupada ki gibi ilerlemiyor. Elbette bir profesyonellik var tabi lakin bunun yanında duygularımız da oldukça ön planda.

Takım içinde ki bu duyguyu sen sportif direktör modeliyle yakalayamazsın. Hele hele Türkiye'yi bilmeyen tanımayan teknik direktörle işin çok daha zor olur. 

Bakınız Galatasaray'da işler nasıl yürüyor ? 

Sportif direktörün görevini yani hoca ile yönetim arasında ki köprü olma görevini Abdurrahim ALBAYRAK yürütüyor. Başarılı bir profesyonel ama bunun yanında gönülden Galatasaraylı. Yani duygusal bağ var arada.

Öte yandan teknik direktör yerli ve milli. Fatih TERİM... 

Ligde ki herşeye, herkese hakim. Tanıyor biliyor. Bu çok büyük avantaj...

Ali KOÇ bunun farkına hala daha varamadı diye düşünüyorum. Olası bir hoca değişikliğinde yabancı hoca tercihi yapıp, bir başka ''profesyonel'' sportif direktörle çalışacağına neredeyse eminim.

Öte yandan Fenerbahçe'de Ali KOÇ'un yapması gereken bir başka değişiklik de ''yeni'' hocanın yardımcıları konusunda olmalı.

Volkan DEMİREL'de olduğu gibi kulüpte efsane olmuş isimlerin yardımcı hoca olarak görev alması lazım. İlk etepta akla gelen isimler Emre, Tuncay, Semih... 

Samandıra'da oluşturulacak aile havası ve oyuncularda oluşacak aidiyet duygusu için bu iş çok önemli diye düşünüyorum.

Velhasıl kelam Ali KOÇ başarısızlıklarla dolu 2. yılını bitirmek üzere. Umarım hatalarından gerekli dersleri çıkarabilir. Yoksa gerçekten bu büyük taraftara çok yazık oluyor, olacak. 

Yazımızı efsane Fenerbahçeli Rıdvan DİLMEN'in bir sözüyle bitirelim.

'' Bi araştırma yapılsa psikoloğa giden insanlar hangi takımlı diye, en çok Fenerbahçeliyim cevabı verilir...'' 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.